Dijital Pazarlamada Renklerin Anlamları
Renklerin ayırt edici özelliği kendini sadece belirli nesne ve objelerle sınırlamaz. Renkler, görsel bir şemadan daha fazlasıdır. Bıraktığı izlenim, yüklenen anlamların belirleyiciliği gibi başta algı olmak üzere seçme ve seçilme özelliği bulunmaktadır. Sektördeki markaların seçtikleri amblem ve renk gibi sembolik özellikleri göz önüne alırsak ayırt ediciliğini ve aslında beklenen algıyı tahmin edebiliriz.
Bu yazımızda renklerin psikolojik anlamlarından bahsedeceğiz. Dijital pazarlamada renklerin anlamlarına göre içerikler üretmek oldukça etkili sonuçlar almamızı sağlıyor. E-Ticaret sitenizi hazırlarken renklerin anlamlarını mutlaka göz önünde bulundurarak hazırlamalısınız.
Başta ana tonları ele alacağımız yazı ara tonları es geçme anlamı taşımaktan ziyade yakınlık derecesiyle ilgili bir fikir vermek için yeterli görülebilir. Sırayla renkler hakkındaki bilgi, yüklenen anlam, izlenim ve en önemlisi yarattığı algı üzerine bir başlangıç yapalım.
KIRMIZI Renk Anlamı
Kırmızının tansiyonu yükseltir, iştah açar, kan akşını hızlandırır. O yüzden yemek markalarının logoları kırmızı renktedir. Coca Cola, Pizza Hut, Ülker, Burger King .. gibi markalar logolarında kırmızı rengi kullanmışlardır. Gençliğe hitap eden ürünlerde de kırmızı renk kullanılır. Levi’s, The Little Big, Nike, Puma gibi markalar kırmızıyı tercih etmiştir. Neden, hız ve adrenalindir. Spor arabalarda da kırmızı renk kullanılır. Kırmızı doğa içinde hemen fark edilebilen bir renktir ancak uzaktan da zor ayırt edilebilir. Bu nedenle Batıda, gökdelenlerin ve yüksek noktalar mavi işaretler kullanılmıştır, ancak Türkiye’de ısrarla gökdelenlerde kırmızı renk kullanılıyor. Halbuki kırmızı renk uzaktan dikkat çekmez. Polis otolarının da lambalarının yarısı kırmızı yarısı mavidir. Bunun nedeni de, kırmızı yakından görülebilir mavi de uzaktan. İnsanlar kırmızı olan bir yerde zaman kavramını unutuyorlar. Bu yüzden gece kulüpleri ve barlarda kırmızı renk kullanılır. Bunun anlamı: Zamanı unutun! Daha çok için! Uykusuz Kalın!
MAVİ Renk Anlamı
Freud maviyi, okyanusa benzetir, sakin diye betimlemiştir. Faber Birren ise mavinin tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların, firuzenin kanın akışını yavaşlattığına inanır. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır. Sakinleştirici bir renktir, Batı’da mavinin sakinleştirici etkisinden dolayı intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Amerika’da bir ilkokulda, duvarların rengini beyaz ve turuncudan maviye çevirmişler çocukların notlarının yükseldiğini görmüşler. Yaramazlıkları da azalmış. Mavi özellikle lacivert verimliliği, otoriteyi ve sonsuzluğu ifade eder. Dünyadaki birçok markanın logosu mavi renktir. Bankaların da logolarında en çok kullandıkları renk yeşil ve mavidir. Mavi ile büyük olduklarını yeşille de güvenilir olduklarını vurgularlar. Yeşil ve mavi sağlamlığı temsil eder. Mavi yemek yeme isteğini azaltan bir renktir, bu nedenle fast-food zincirlerinde mavi rengi hiçbir şeyde kullanmazlar. Tüm diyet ürünlerinde de mavi renk ve logo kullanırlar. Süt ve süt ürünleri de sağlıklı olduğu için mavi kullanılır. Marie Claire dergisinin yaptığı araştırmada, mavi basılan kapaklarının en çok satan sayılar olduğunu ortaya çıkarmıştır. Mavinin en önemli özelliği çok uzaktan bile fark edilebilmesidir.
SARI Renk Anlamı
Sarı geçiciliğin ifadesidir. Aynı zamanda çekiciliği temsil eder. Tüm dünyada taksilerin sarı olmasının nedeni dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Araba kiralama şirketlerinin de logoları sarı renktedir. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde sarı rengi kullanmaz. Sarıyı kullanmak “paranızı yatırdınız ama şimdi unutun” demenin bir yoludur. Ülkemizde sarı rengi logosunda kullanan tek banka hatta belki de dünyada Vakıfbank’tır. Sarı geçiciliği ve ölümü hatırlatır. Sarı renge boyanmış odalarda çocukların daha çok ağladığı ve yetişkinlerin sinirli oldukları belirlenmiştir. İlginç bir bilgi de, hayvanlar sinirlendiklerini göstermek için kırmızı renge değil sarı renge dönüşürler. En az pigmente sahip bir renk olduğu için en çok rastlanan renklerden biridir.
PEMBE Renk Anlamı
Pembe karşı tarafa rahatlık hissi gönderir. Özellikle ödeme yapacağımız kişiler pembe giydikleri takdirde kendimizi daha rahat hissederiz. İngiltere’de Marks & Spencer mağazalarında tüm satış elemanları pembe gömlek giyinirler. Bir gruba, çeşitli renklerdeki kurabiye kutularını gösterip “sizce hangisi lezzetli?” diye sorduklarında çoğunluk pembe kutudakilerin lezzetli olduğunu düşünmüş. Bu nedenle çikolata ve kurabiye kutularında pembe-eflatun arası bir renk kullanılır.
TURUNCU Renk Anlamı
Turuncu, dikkat çeken bir renktir. Eğer bir ürün veya markada bu rengi tercih ederseniz bu ürün herkes için imajını verirsiniz. İnsanlar Turuncu rengi kaplı alanlara daha rahat girerler. Bulunduğu grubu sayıca çok gösterme gibi bir özelliği de vardır bu rengin. Milli takım futbolcusu Ernst Happell “Bu turuncu formalarla biz sahada rakip takımdan daha fazla görünüyoruz” demişti.
GRİ Renk Anlamı
Gri diplomatik ve ağır bir renktir. Ayrıca gözün en rahat ayırdığı renk olarak bilinir. Hareketsizliği yavaşlığı ve ciddiyeti temsil eder. Silahlı Kuvvetlerde her yer griye boyanmıştır. Devlette her şey gri renktedir. Yaratıcılığı da öldürdüğü düşünülmektedir.
MOR Renk Anlamı
Mor insanların bilinç altlarındaki korkuyu açığa çıkarttığı tespit edilmiştir. Birçok intihar vakasında intihar edenlerin tüm eşyaları mor olduğu gözlemlenmiştir.
Bronz Renk Anlamı
Bronz renk negatif bir etki yaratır. Tepki almak isterseniz bronz renk işe yarar, içki rengiyle benzemesinden dolayı içki reklamlarında bronz renk kullanılır. Altın ve parayı çağrıştırdığı için de bankaların yazı karakterlerinde bu renk kullanılır.
Nöropazarlama bilindiği üzere beyin odaklı yapılan pazarlama çalışmalarıdır. Burada beyni iyi tanımak ve nasıl etkileyeceğini bilmek çok önemlidir. Bu yazımızda nöropazarlama yapabilmek için beyni tanıyacağız.
1500 santimetreküplük ve 6 kilogramlık bu küçük organ, 100 miyardan fazla canlı hücre ve 1 milyon kilometrelik lif bağlantısı içeriyor. Daha ilginç olanı ise, çalışmak için 60 vatlık bir elektrik ampulü kadar enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu da üç öğün yemeğe denk geliyor!
Peki, tam olarak nasıl çalışıyor? Duygularımızı, motivasyonlarımızı, büyük ya da küçük kararlarımızı, böylesine küçük ve karmaşık bir aygıt nasıl ortaya çıkarıyor?
Üç Beyin, Bir Karar Verici
En iyi teknolojiye ya da en kaliteli çözümlere sahip olmak, müşterilerin her zaman sizden satın alacağını garanti etmiyor. Fakat beyin araştırmalarındaki heyecan verici yeni buluşlar gerçek karar verici ile konuşmayı öneriyor, eski beyinle. Bu bir fikri iletmek ya da bir ürünü satmaktaki etkililiğinizi arttırır.
Muhtemelen sağ beyin ile soy beyin arasındaki farkları biliyorsunuzdur. Soldaki yarıküre dil, mantık ve matematik gibi doğrusal düşüncelerin merkezi. Sağ yarımküre ise sanat, müzik, yaratıcılık ve ilham gibi kavramsal düşüncelerin merkezidir.
Beyin aynı zamanda, farklı hücresel ve işlevsel özellikleri olan üç farklı gruba ayrılabilir. Bu iç parça kendi aralarında iletişim kurup sürekli bir şekilde birbirlerini etkilemeye çalışsalar da, her birinin ayrı bir uzmanlığı vardır:
Yeni beyin düşünür. Rasyonel verileri işler
Orta beyin hisseder. Duyguları ve altıncı his gibi içten gelen hisleri işler.
Eski beyin karar verir. Diğer iki beyinden gelen verileri hesaba katar fakat asıl kararı veren odur.
Eski beyin ilkel bir organdır ve temel evrimsel sürecin doğrudan bir sonucudur. Bu bizim “kavga ya da kaçma” beynimiz -kurtarıcı beynimiz- ve aynı zamanda sürüngen beynimiz olarak da adlandırılıyor. Bu beyin hala sürüngenlerde de bulunuyor.
Eski beyne boşuna eski beyin denmemiştir; geçmişi 450 milyon yıl geriye dayanır. Önde gelen nörologlardan Robert Ornestein’ın The Evolution of Consciousness adlı eserinde belirttiği üzere eski beyin yalnızca hayatta kalmamızla ilgileniyor ve milyonlarca yıldır da böyle davranıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; karar verme işleminde eski beynin egemenliğini çok büyük.
Bu durumda satış ve pazarlamadaki zorluk şöyle olmaya başladı: 450 milyon yaşındaki bir beyne nasıl hitap edebilirsiniz? Satışçılar, politikacılar, eğitimciler ve hatta ebeveynler insanları yalnızca sözcükler kullanarak ikna etmenin ne denli zor olduğunu doğrulayabilirler. Sözcükler “yalnızca” yaklaşık 40.000 yıldır etrafımızdalar. Bundan önce, insanların iletişimi birkaç hırıltıdan ve jestten ibaretti. Etrafınızdakileri yazılı bir dille etkilemek kadar zor. Neden mi? Yazılı sözcükler yaklaşık 10.000 yıldır etrafımızdalar ve bu da demek oluyor ki; eski beyin, yazılı sözcüklerden 45.000 kat daha eski! Yazılı sözcükler evrimsel olarak eski beynimizi etkileyecek yeterli zamanı bulamadılar.
Öyleyse böylesine ilkel bir organı yazıya inandırmak mümkün mü?
Eski beyni motive edip ilham vermek için, bütünüyle yepyeni bir dili konuşmayı öğrenmemiz gerekiyor. Eski beyin ise ancak nöropazarlama teknikleri ile etkilenebilir.
Nöropazarlama stratejileri ile dijital pazarlama faaliyetlerinizi yürütmek başarıya giden yolda çok önemli bir tekniktir.